Popüler Yayınlar

30 Kasım 2011 Çarşamba

BASKETBOL

http://www.youtube.com/

Spor Dalları ve Spor Çeşitleri

Spor türleri nelerdir, spor çeşitleri nelerdir, Tüm spor dalları hakkında bilgiler
Spor Dalları ve Spor Çeşitleri
VOLEYBOLAltışar kişiden oluşan iki takımın topu üç pasta filenin üzerinden geçirmeye ve rakip takımın sahasına düşürmelerine dayanan spor dalı. Voleybol 1885 yılında Amerika’da icat edildi. Holyoke YMCA Okulun’da öğretmenli yapan William Morgan basketbol topunun iç lastiğiyle böyle bir oyunun oynanabileceğini düşündü ve ilk uygulamayı öğrencileri arasında yaptı. 1. Dünya savaşı yıllarında voleybol Uzakdoğu’ya ve Avrupa’ya yayıldı.1964 Tokyo Olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programına alınan voleybol’da 80′li yıllara kadar Sovyetler büyük üstünlük kurdu.
TENİSKüçük bir topun raketle vurularak oyun alanının orasına gerilmiş olan file üzerinden karşı sahaya atılmasıyla oynanan spor dalıdır.Tenisin kökeni kimilerine göre antik Roma döneminde, çıplak ya da eldivenli el ile oynanan “tringon” adı verilen oyuna dayanır. Diğer bir görüş ise benzer bir oyunun ilk kez Meksika’da Toltec yerlileri tarafından oynandığı ileri sürülmektedir. Mısır ve İspanya’da bulunan fresklerde ve Rönesans dönemi İtalya’sından kalma resimlerde, “giocco del pallone” ve “juego de pelota” isimleri altında, benzer esaslara dayanan oyunların duvarla çevrili alanlarda oynandığı görülmektedir.
KAYAKFiber ya da plastik maddelerden yapılmış olan kayaklarla kar üzerinde çeşitli yönlere kaymaya dayanan spor dalıdır. İnsanlık tarihi kadar eski bir spor dalı olan kayak, insanoğlunun doğa ile yapmış olduğu yaşam savaşı sonucu ortaya çıkmıştır. Tarih öncesi çağlarda insanların kışın karda batmamak amacıyla, ayaklarına bağlamış oldukları çeşitli şekillerdeki ağaç parçaları kayağın en ilkel şeklini temsil etmektedir.
MASA TENİSİBir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler yardımıyla küçük bir topu, masanın ortasına gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa geçirmeye çalıştıkları spor dalıdır. Masa tenisi, 16. yüzyılda İngiltere’de yemek masalarının üzerinde lastik bir topun, rakete bezeyen kasnaklar aracılığıyla fırlatılarak oynanması sonucu tesadüfen ortaya çıktı. İlk zamanlar “ping pong” adı verilen bu oyun, 19002 yılında kurulan Ping Pong Birliği’nin, 1921-22 yılları arasında tekrar oluşturulması ile birlikte “Masa Tenisi” olarak anılmaya başlandı.
POLO:İki takım arasında, top ve sopalar yardımıyla at üzerinde oynanan bir açık alan oyunudur. Küçük bir topu uzun soplar yardımıyla rakip kaleye atarak sayı kazanılmaya çalışılan “polo” oyununda oyuncuların hem ata binme hem de topa vurma becerilerinin çok iyi olması gerekir.
SÖRFUzun bir boarddan yararlanarak, dalgaların üstünde ayakta kaymaya dayanan spor dalıdır. Rüzgar ve dalganın etkisiyle yapılan ve rüzgar sörfü olarak da bilinen wındsurf’e, yelken dalı içinde yer verilmiştir.
SU KAYAĞI:Ayağa takılı kayaklar yardımıyla, hızla giden bir teknenin arkasına bağlı olan halata tutunarak su üstünde kaymaya dayanan açık hava sporudur. Su kayağı sporunun ilham kaynağının, karda atlar tarafından çekilen kayakçılar olduğu sanılmaktadır. İlk kez 1925 yılında ABD’li Fred Walter bu spor dalının patentini aldı. Gerçek anlamda bir spor olarak ilk kez denenmesi ise 1920′li yıllarda ABD’li Ralph Samuelson tarafından yapıldı. 1930′lu yıllarda, başta ABD olmak üzere, Avusturalya, İngiltere ve Fransa’da yaygınlaştı, 1946′da ise, dünya çapındaki en önemli karar ve yönetim organı Dünya Su kayağı Birliği “World Waterski Union” (WWSU) kuruldu. 1949 yılında su kayağın da ilk Dünya Şampiyonası yapıldı; daha sonara bu şampiyona düzenli olarak sürdürüldü.
TEKVANDORakibe karşı silahsız olarak, çıplak el ve ayaklarla yapılan savunma tekniklerini içeren spor dalıdır. Tekvandonun kelime anlamı: Tae; ayak, Kwon; el, Do;yol-sanat olup, el ve ayakla savunma sanatı anlamına gelir. Fakat tekvando, sadece bir teknik ve yetenek olmayıp, aynı zamanda felsefi ve insancıl değerler toplamıdır.
SU TOPUHavuzda 7′şer kişilik iki takım arasında oynanan, batmaz bir topu rakip takımın kalesine sokmayı amaçlayan su sporudur. Sutopu, süratli bir takım oyunudur ve oyuncuların iyi yüzücüler olmalarının yanı sıra, ciğer kapasitelerinin de çok yüksek olması gerekir.Sutopu, 1870′li yıllarda İngiltere’de ortaya çıkmış; kuralları belirlenmiş olarak ise ilk kez 1890 yılında İngiltere ile İskoçya arasında oynanmıştır. 1900 yılında da Olimpiyat Oyunları’nda yer almıştır. Sutopunun uluslararası yönetim organı, Amatör Yüzme Federasyonu’na (FINA) bağlı Uluslararası Sutopu Yönetim Kurulu olup, 1908′de kurulmuştur. 1920′li yıllarda sutopunun güç ve yetenek isteyen spor dalı olmasını sağlayan derin havuzlar kullanılmaya başlanmıştır. 1937 yılında ise FINA, sutopu oyununun tam şişirilmiş, pas yapma becerisi yüksek topla oynanmasını karara bağlamıştır.
HALTERHalter sporunun geçmişi ilkel toplumlara kadar uzanmaktadır. Söz konusu dönemlerde, erkek çocukları için yapılan “ergenlik sınavında” özel bir taşı en çok kaldıran sınavı kazanmıştır. Halterin bir spor dalı olarak kabul edilmesi ve ilgi görmesi ise 18.yy. sonlarına kadar dayanmaktadır. Ancak Halterciler(Alman Eugene Sandow, Arthur Saxon ve Fransız Louis Apollon) şovmen, haltercilik de panayır ve tiyatrolarda bir gösteri biçimi olarak kabul edilmiştir.
JUDORakibe vurmaksızın denge ve güç unsurlarının kullanarak savunma yapmaya dayanan spor dalıdır. Judo, Jujutsu’dan doğan spor dallarından birisidir. Jujutsu ve Judo Çin karakteri ile yazılan kelimeler olup Ju, her ikisinde de “Yumuşaklaşmak” veya “Yol Verme”, Jutsu “Sanat Çalışma”, “Do” ise “Prensip” veya “Yol” anlamına gelmektedir. Jujutsu”Yumuşak Sanat”,Judo zafer kazanmak için önce yol vermeyi ifade eden “Yumuşaklılık Yolu”, Kodokan ise,”Yolu Çalışma Okulu” demektir. Judonun amacı,zihinsel ve ahlâki disiplin yoluyla sağlam karakterli insan yetiştirirken vücudu kuvvetli, faydalı ve sağlıklı yapmaktır. Judoda birinci kural, kuvvete karşı koymadan rakibin kuvvetinden yararlanmak, ikinci kural ise şiddet kullanmamaktır. Judocu rakibine acı vererek değil, onu acı sınırının eşiğine getirerek üstünlüğünü belirtir. Judo bu tür kuralları bedensel ve zihinsel enerjiden en üstün ve en uygun bir şekilde kullanabilme yöntemini öğretirken, bunu yaşamın her döneminde de kullanmasını sağlar.
HENTBOLKapalı salonda 7, açık alanda 11′er kişilik iki takım arasında, topun elle oynanarak kaleye sokulmasına dayanan spor dalıdır. İlk kez 1927′de İstanbul’da bir açık alan sporu olarak oynanan hentbol, daha sonra yavaş yavaş Anadolu’ya da yayılarak oynanmaya başlanmıştır. Ancak Türkiye’de hentbol, voleybol ve basketbol ile birlikte 1942 yılında “Spor Oyunları Federasyonuna” bağlanınca canlanmaya başlamış, ilk hentbol ligi 1942-43 sezonunda İstanbul Hentbol Ligi adıyla kurulmuş ve o yıl Defterdar Takımı şampiyon olmuştur. 1943-44 ve 1944-45 yılları arasında ise Galatasaray şampiyonluğu elinde tutmuştur. 1945′te ilk kez düzenlenen Türkiye Şampiyonası düzenlenmiş, şampiyon da” Kara Harp Okulu”olmuştur.
GOLFÜzerinde doğal Ve yapay engellerden oluşan parkurlar bulunan geniş bir çim arazide, özel bir topu sopalar yardımıyla her parkur sonundaki deliğe en az sayıda sıralı vuruşla sokma esnasına dayanan açık alan sporudur. Rakibe ve skora karşı oynanmadığı için golf, her yaş, cinsiyet ve kondisyonda yapılabilen bir spordur. Golf sporunun kökenin 15.yüzyıllara indiği, bu dönemde Hollandalı denizcilerin golfa benzeyen bir oyunu aralarında ilk kez oynadıkları bilinmektedir. Flemenkçe’de “çomak” anlamına golfun daha sonra denizciler tarafından Britanya adalarına taşındığı sanılmaktadır.
ATICILIKBarutun bulunup ateşli silahların kullanılması ile spor görünümüne kavuştu. Hayli masraflı olan bu silah kullanma sporu 19.yüzyılın ortalarında Kuzey Avrupa ülkelerinde ve İngiltere’de başladı. Atıcılıkta ilk dünya şampiyonası 1890′da yapıldı, 1896 Olimpiyatlarının programına alındı. Atıcılık Osmanlı döneminde 1940 yılından itibaren ele alındı. Spor klüplerinin kurulması ve ordunun ilgi göstermesi ile kabul edildi.
ATLETİZMİnsanoğlunun yaptığı en eski spor dallarından biri. Fiziksel güç, dayanıklılık, çeviklik, hız gibi nitelikler gerektiren; koşu, yürüyüş, atma ve atlamalardan oluşan çalışmalar, etkinlikler, oyun ve yarışmaları ifade eder. Antropologlar, sosyologlar ve spor araştırmacılarının belirlediklerine göre, insanoğlu çok eski çağlarda yaşama mücadelesi verirken atletizme başladı, Vahşi hayvanların saldırısından kaçmak ya da karnını doyurmak üzere avlayacağı hayvanları kovalamak için koşmayı öğrendi. Kendisini korumak için önce taş, daha sonra mızrak atma tekniklerini geliştirdi. Antik çağda düzenlenen olimpiyat oyunlarının ana yarışma dalını da atletizm oluşturdu. Bilinen ilk olimpiyat şampiyonu M.Ö. 776′da yapılan ilk olimpiyatın 200 metre birincisi Elisle Corebus oldu. Buna paralel olarak KIR KOŞULARI, YOL KOŞULARI, PİST KOŞULARI’dır.
BASKETBOL
Topu yerden 3.05 metre yükseklikteki bir çemberden geçirmeye çalışan beşer kişilik takımların elle oynadıkları oyun. Basketbol, aslen Kanadalı olan ve 39 yılını Amerika’da spor öğretmenliği yaparak geçiren Dr. James Naismith tarafından bulundu. İlk basketbol maçı 20 Ocak 1892 günü Springfield YMCA dershanesinde spor salonunda oynandı. Naismith oyunun esaslarını 13 ana maddede topladı. Ülke içindeki işbirliği ile bu oyun iki yıl içinde tüm Amerika’ya yayıldı. Amerikanlı askerler birinci dünya savaşın sırasında basketbol un Avrupa’ya yayılmasında büyük rol oynadılar.
BİNİCİLİK:At terbiyesi, engel atlama, kros gibi ana bölümlerden oluşan bayan ve erkek sporcuların bir arada yarıştığı olimpik atlı spor dalı.
Binicilik sporunun tarihi, İnsanın atı ehlileştirerek binmeye başladığı ilk çağlara dayanır. 4 bin yıllık geçmişiyle en eski spor dallarından biri olarak kabul edilir. M.Ö. 688′de Yunanlılar Iskitler’den öğrendikleri biniciliği “araba yarışları” biçiminde olimpiyat yarışma programına aldılar. 16.yy’da ilk binicilik okulu İtalya’nın Napili kentinde açıldı. At ve binicilik, İslam dünyasında özellikler Türkler arasında önemli bir yer tuttu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde köyden büyük şehirlere kadar hemen her kesimde binicilik yarışmaları düzenlendi. Sultan Abdülaziz düzenlediği yarışlar sayesinde bu spor dalına verilen önemi arttırdı. 1913′te Mahmut Şevket Paşa, Sipahiocağı’nı kurdular. Bu ocak sayesinde özellikle ordu, biniciliğimizin en önemli kaynağı haline geldi.
BİSİKLET:İnsan gücünü ise çeviren, pedal veya benzeri bir mekanizma ile çalışan iki tekerlekli motorsuz taşıt aracıyla, özel pistte, yolda veya açık arazide ferdi ve takım halinde yapılan spor dalı. 19.yüzyılda ortaya çıkan ilk bisiklet örnekleriyle başladı. 1690′da Fransız asilzadelerden Sivrac’ın yaptığı ve “Celerifere” adını verdiği iki tahta tekerlekli pedalsız bisiklettir. 1834′te İskoç Kirkpatrick McMillan pedalı icat etti. 1866′da bisiklet yaygınlaşmaya başladı. Bisiklet 1896 da ilk olimpiyatlarda yer aldı. Saate karşı yarış ise 1900′de yapıldı ve halen yarışma olarak kabul edilir.
BOKS:Özel eldiven takılmış, kilolarına göre sınıflandırılmış, iki kişinin, ring adı verilen kare biçimindeki bir alanda yumruklarıyla vuruşarak birbirlerine üstünlük sağladıkları, amatör veya profesyonel olarak oynanan oyun. En eski spor dallarından biri olan boksun 5 bin yıllık geçmişi vardır. Önceleri askeri amaçlarla, yakın yakın dövüş tekniklerinden biri olarak boks özellikle jimnazyumlarda gençlere öğretiliyordu. Daha sonra güreşin bir parçası olarak spordaki yerini almaya başladı. M.Ö. 2500 yıllarında boks’un bir spor mücadelesi biçiminde uyguladığı, Mezopotamya’da Bağdat yakınlarında bulunan tabletlerdeki kabartmalardan da anlaşıldı. Boks’un temelleri İngiltere’de atıldı. 17.yy’da İngiliz’ler vuruş biçimlerini belirlediler. Şiddet unsurlarını azaltarak olayın sportif yanını geliştirdiler.
CIMNASTIK:Atletizm ve gösteri niteliklerini taşıyan, vücudun esnekliğine, çevikliğine dayalı çeşitli ritmik-artistik hareketlerden oluşan, bayanlar ve erkeklerin yaptığı aletli-aletsiz spor dalı. Cimnastik sporunun kökleri tarih öncesi eski çağlara kadar uzanır.
Sosyologlar, insanoğlunun maymunlardaki çevikliğe özenerek ilk cimnastik hareketlerini taklit yoluyla gerçekleştirdiğini belirtirler. Cimnastik, Cin, Pers, Hindistan, Yunan ve Roma uygarlıklarında da önemli yer tutar. Bugünkü modern cimnastiğin temelleri 18.yy’da Almanya’da atıldı. Modern cimnastik, Atina’da düzenlenen 1896 olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programlarına alındı.
ÇİM HOKEYİ:Futbol alanı büyüklüğünde bir alanda, on birer kişilik takımların sopalar yardımı ile topu kaleye sokmak için mücadele ettikleri spor dalı.
Çim hokeyi, futbolla, buz hokeyinin bir karışımıdır. Bu iki spor dalı kadar popüler olmasa da Batı Avrupa’da da bayanlar arasında, Asya ülkesinde de erkekler arasında hayli yaygındır. Bu oyunun ilk olarak eski Yunan’da oynandığı, bugünkülere benzer kurallarının da Persler tarafından konduğu sanılmaktadır. Hokeyi İngilizlerden öğrenen Hintli ve Pakistanlılar, günümüzde bu spor dalında üst sıralarda yer almaktadır. 1908′den bu yana olimpiyatlarda yer alır. (1924 hariç).
ESKRİM:Kılıçla dövüşme sanatının çeşitli kategorilere ayrılarak ve teknolojik gelişmelerden yararlanarak uygulanmasına dayalı bayan ve erkek sporu. 1896′dan bu yana olimpiyat programlarında yer alan eskrimde İtalyan, Fransız ve Macar sporcular önemli başarılar elde ettiler.
1928′den 1960′a kadar olimpiyat şampiyonluğunu kimseye kaptırmayan tek ülke Macar’lardır.
FUTBOL:On birer kişilik iki takım arasında oynanan, küre biçiminde özel bir topun eller kullanılmadan ayak, kafa ve vücudun öteki kısımlarıyla vurularak rakip kaleye sokulmasına dayalı bir spor dalı.
Futbol çağımızın en çok sevilen sporu olarak kabul edilir. Futbolun geçmişi M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanır. Çin’de imparator Huang Ti döneminde (M.Ö. 2697), askerlerin savaşa hazırlık amacıyla Tsu-Cuhu adıyla bir tur futbol oynadıkları, yazılı belgelerden anlaşılır. Bu topun deriden yapılmış, yuvarlak topun, iki kazık arasından geçirilmesine dayanıyordu. Bugünkü modern futbolun kaynağı İngiltere oldu. İngilizler 12.yy’dan itibaren futbol oynamaya başladılar. II Edward tarafından 1314 yılında yasaklandı. 17.yy’a kadar futbol hep gizli oynandı. Futbolculara da halk tarafından hep kötü gözle bakıldı. Kral II.Charles döneminde serbestçe oynanmaya başlamış. 1863 yılında futbol kuralları üzerinde kesin anlaşmaya varıp İngiltere Futbol Federasyonunu kurdular. Bu tarihten sonra da Avrupa ülkelerine ve bütün dünyaya yayıldı. Modern futbol 19.yüzyılın sonlarında Türk toplumunda oynanmaya başladı. Şu an oldukça ilgi duyulan futbol, hemen hemen tüm spor dallarından önce gelir. Türkiye milli maçlarında vermiş olduğu karşılaşmalarda, bir çok başarıya imza atmış bulunmaktadır.
KANO:Akarsularda zamanla olduğu gibi, güç doğa koşularıyla da mücadele etmeye dayanan ve küçük bir tekneyi tek kürek yardımıyla hedefe ulaştırma prensibi üzerine kurulu spor dalı. Kano, bir olimpiyat sporu olarak çok çeşitli teknelerle yapılır. Bu sınıflar kano ve kayak olmak üzere iki kategoriye ayrılmış olup, kanolara “Canadians” da denir. Kanolar Kızılderililerin teknelerinden doğmuştur.
KÜREK:İnsanoğlunun denizler ve akarsularla basit araçlar kullanarak mücadelesini temel alan bir spor dalıdır. Küreğin ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı tam olarak bilinmiyor. Ancak tarihsel kaynakların çoğu, küreğe benzer gereçlerin ilk olarak Akdeniz’de görüldüğünü, ilk kürek yarışmasının da Mısır’da Nil Nehri üzerinde yapıldığını öne sürerler. İlk kürek yarışı 1715 yılında İngiltere’de Thames Nehri’nde yapıldı. 1900 Paris Olimpiyatlarından beri olimpiyat programında yer alır.
KIŞ SPORLARI:Zorlu doğa koşullarına karşı, insanoğlunun çeşitli araçlar yardımıyla kar ve buz üzerinde hareket etmesine dayalı spor dalı. Kayak, kış sporlarının temelini oluşturur. Isvec’li arkeologların yaptığı kazılar, kayak sporunun en azından dört bin yıllık bir geçmişi olduğunu kanıtladı. 205 cm boyunca, orta yerindeki genişliği 15 cm olan kayakların cam ağacından yapıldığı anlaşıldı, M.S. 526-559
yıllarında Procopios’un yazılarında kayak müsabakalarına yer verildiği görüldü. 1891′de Avusturyalı Zdarsky (1874-1946) ilk spor kayağını yaptı. 1892′de Almanya, 1894′te Avusturya ve 1901 yılında Fransa’da başlayan kayak müsabakaları giderek kış sporları içine girdi.
OKCULUK:Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 yılında olimpiyat programına alındı. Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve İngiltere başarılı sonuçlar almış, daha sonraki dönemlerde Amerika, Sovyetler Birliği, Iskandinav ülkeleri ve İtalya bu ülkeleri izlemiştir.
YELKEN:İnsanoğlunun suyun kaldırma kuvvetinden istifade ederek kullandığı teknelere rüzgarın enerjisini de eklemesiyle oluşan ve önceleri bir ulaşım biçimiyken sonra doğayla mücadelenin ağır bastığı bir faaliyet halene gelen spor dalı. Özellikle açık denizlere kıyısı olan ülkelerin benimsediği yelkenli tekneler, ulaşım ve savaş amaçlarıyla da kullanıldı. Yelkenli bir spor dalı olarak benimseyen ilk ülke İngiltere’dir. 1693 yılında Seamark Cub adında bir kulübün kurulmasından sonra yelken sporu dünyanın diğer ülkelerine de yayıldı.
YÜZME:İnsanoğlunun ilk çağlardan bu yana doğaya uyum sağlayabilmek için ihtiyaç duyduğu aktivitelere dayalı spor dalı. Önce hayvanların hareketlerini izleyen, sonra da suyun içinde kol ve bacaklarını içgüdüsel bir biçimde kımıldatan insan, kısa sürede yüzmeyi öğrendi. Ancak bu aktivitenin organize bir yarış biçimi haline gelmesi 19. yy’a rastlar Bununla birlikte bazı tarih kitaplarının Japonya’da yüzme yarışlarının çok daha eskilere dayandığını, 1603′te Japonların ilk ulusal yarışmayı düzenlediklerinden söz eder. Yüzme sporuna Avrupa kıtasında öncülük eden İngiliz’lerdir.

28 Kasım 2011 Pazartesi

Kalp damar hastalıkları ve fiziksel aktivite ilişkisi

19 Kasım 2011, 12:57

Fiziksel aktivite ve kalp hastalığı ilişkisi yıllardır hep tartışılır ve araştırılır. Bu haftaki yazımda bu konuya değineceğim.
Fiziksel aktivitenin ihmal edilmesi, kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Fiziksel aktivite azaldığında alınan fazla enerji ve kalorinin tamamen harcanması mümkün değildir. Bu durumda şişmanlık, vücutta insüline direnç gösterme, kanda bulunan lipitlerde bozukluk, yüksek tansiyon gibi sorunlar meydana gelmekte ve damarların işlevlerini yerine getirme kapasiteleri kaybolmakta ya da azalmaktadır. Fiziksel aktivite sayesinde fazla kilolar verilmekte, kanda bulunan kötü huylu kolesterol düşmekte ve iyi huylu kolesterol yükselmekte, insüline karşı hassasiyette artış görülmekte ve tansiyon düşmektedir. Böylece kalp hastalıklarına yakalanma riski de doğal olarak azalmaktadır.
Fiziksel aktivite programı, doktorunuzun kontrolünden geçtikten sonra, fizik tedavi uzmanı veya bir spor eğitmeninin denetiminde uygulanmalıdır. Fiziksel aktivite klinik durumunuzu olumsuz yönde etkilemeden, sizin için yararlı olabilecek en üst seviyede düzenlenmelidir, hem güvenli hem etkili olmalıdır. Fiziksel aktivite için geniş kas gruplarını içeren aerobik egzersizler uygundur. Uzun süreli ve çok tekrarlı yapılmaları gerekir. Aerobik egzersizler: yavaş tempolu yürüme, sakin bir şekilde bisiklet sürme, tempolu yürüme ve yavaş tempolu yüzme gibi aktivitelerdir. Aktivitelerin başında, 10–15 dakikalık ısınma süresi olmalıdır. Asıl egzersiz dönemi size uygun kalp hızında 15–30 dakika sürmelidir. 5–10 dakika soğuma, gevşeme ve toparlanma evresi olmalıdır. Aktiviteler haftada en az 3 defa, bir dolu bir boş gün olarak düzenli yapılmalıdır.
Fiziksel Aktivitenin Kişiye Uygun Kalp Atım Hızı Ne Demektir ve Nasıl Hesaplanır?
Fiziksel aktivite yaparken kalbinizin egzersize olan cevabını birçok yolla değerlendirebilirsiniz. En sık kullanılanı kalp hızı cevabıdır. Kişiye uygun kalp hızı kişinin güvenli sınırlar içinde egzersiz yapabilmesi için uygun olan kalp hızıdır. İşaret parmağınız ve yanındaki diğer iki parmağınızı, nabzınızı almak için bileğinize yerleştiriniz. 15 saniye boyunca nabzınızı sayınız ve bu sayıyı dört ile çarpınız. Bu sizin kalp atım hızınızdır. Kalp atımınız düzensizse, nabzınızı bir dakika boyunca sayınız. Bu problemi doktorunuza danışınız. Kişiye uygun kalp atım hızı şu şekilde hesaplanır:
• Biyolojik yaşınızı 220’den çıkarın.
• Örnek: Yaşınız 50 ise; 220–50=170 atım/dakika.
• Bu değerin yüzde 50’sini bulun, yüzde 70’sini bulun.
• Örneğin: yüzde 50’si: 170 x 50/100 =85 atım/dakika, yüzde 70’i: 180 x 70/100=119 atım/dakika.
Fiziksel aktivite kalp atım hızınız, 85 ile 119 atım/dakika arasında olmalıdır. En güvenli egzersiz için, kalp atım hızı olarak düşük olanı seçmek gerekir. Eğer bir kalp krizi yeni atlatıldıysa, hastane ortamında doktor, fizik tedavi uzmanı veya spor uzmanı kontrolünde uygulanması daha doğrudur.
Şiddetli Fiziksel Aktivite Eğitimi Nasıl Uygulanmalıdır?
Eğer kalp damar hastalığınız ile ilgili yeni bir olay yaşadıysanız şiddetli aktivite yapmayınız. Ancak aerobik aktivite programı ile belirli bir düzeye geldikten sonra şiddetli aktivitelere başlamalısınız. Şiddetli aktivite kas kuvvetini artırır, kalp ve dolaşım sistemini iyileştirir ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Şiddetli aktiviteler halter barları, birkaç kilogramlık kum torbaları, hafif elastik bantlar ve hafif el ağırlıkları ile yapılabilir. Haftada 2–3 defa, 10–15 tekrarlı egzersizler şeklinde yapılmalıdır. Yüksek tansiyonu olan kişilerde (küçük tansiyonu) diastolik kan basıncı 105 mm Hg’nin altına inene kadar şiddetli aktivitelere başlanmamalıdır. Lütfen çok dikkatli başlayınız. Şiddetli aktivite her zaman risktir.
Fiziksel Aktivite Yapmak Ne Zaman Tehlikeli Olur?
Kontrol edilemeyen hipertansiyon, hipotansiyon ve şeker hastalığı gibi hastalıklarınız var ise, aktivitelere başlamadan önce mutlaka doktorunu¬za danışınız. Sağlık durumunuz kontrol altına alındığında, fizik tedavi uzmanı veya spor eğitim uzmanından size uy¬gun egzersiz programı hakkında bilgi alabilirsiniz.
Fiziksel Aktivitenin Yararları Nelerdir?
• Fiziksel aktivite yapmak plak oluşumunu azaltır veya durdurur.
• Fiziksel aktivite yapmak kalbe giden kan miktarı artırır; kalp iyi oksijenlenir ve beslenir.
• Fiziksel aktivite yapmak iyi kolesterol miktarını artırır ve diğer kan yağlarını azaltır.
• Fiziksel aktivite yapmak kan basıncını azaltır.
• Fiziksel aktivite sırasında kalp hızı ve kan basıncı artışı azalır. Kalp damar sistemi, egzersiz sırasında daha ekonomik çalışır.
• Fiziksel aktivite yapmak vücut kompozisyonunu düzeltir.
• Fiziksel aktivite yapmak solunum sisteminin daha iyi çalışmasına olanak verir. Solunumun enerji harcaması azalır.
• Fiziksel aktivite yapmak kilo verilmesini sağlar. Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.
• Fiziksel aktivite yapmak sağlığınızı iyileştirir.
• Fiziksel aktivite yapmak şeker hastalığınız varsa, kan şekerinizin düzenlenmesini sağlar.

Kalp Krizi Sonrası Ne Gibi Fiziksel Aktivite Yapılmalı?
Kalp krizi geçiren kişinin korkması çok doğaldır, doktorun tüm tavsiyelerine uygun davransa bile endişe içinde olabilir. Kalp krizinden sonra iyileşme sürecinde olanlar, herhangi bir sorunla karşılaşmadan yürüyüş yapabilir, golf oynayabilir, balık tutabilir, yüzebilir ve benzer aktivitelerde bulunabilirler. Egzersiz yapmak kalp hastalarının çoğunluğuna tavsiye edilir. Yine de sizin için doğru olan egzersiz miktarını doktorunuzla görüşmeden, egzersiz yapmanız doğru değildir. Doktorunuz çeşitli spor aletlerinde, özel egzersizler yaptırarak sizin için doğru olan egzersiz miktarını tayin eder.

DR.ALİ GÜREŞ

Diyabet hastaları ve fiziksel aktivite 

26 Kasım 2011, 09:55
Diyabet hastalarının fiziksel aktivite ile ilgili sıkça yönelttiği sorulara bu haftaki yazımda cevap vermeye çalışacağım. Pekiyi diyabet nedir? Nasıl meydana gelir?
Öncelikle diyabeti tanıyalım; başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve bu hastalığı kan şekerinin sürekli yüksek olması gösterir.
Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glikozun (şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glikoz pankreas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enerjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen kapılar vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun anahtar varlığında açılırlar. Diyabet; hücrelerin üzerindeki glikoz kapısının açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin (hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir
Hareketli bir yaşam ve planlı fiziksel aktivite (egzersiz) diyabette gerek kan şekeri kontrolü gerekse uzun dönem sağlık riskleri açısından son derece yararlıdır. Diyabet hastaları için fiziksel aktivite programı, takip eden sağlık ekibi ile birlikte hastaya özel olarak planlanmalı ve program hazırlamalıdır. Bunun planı ve programı belirli aralıklarla yeniden gözden geçirilmelidir. Günlük şeker ölçümleri ile aktivitenin yüklenme yoğunluğu ve kapsamı arsında yakın ilişki olmalıdır. Her ne kadar spor, şeker hastaları için en iyi tedavi biçimlerinden biri olsa da, Kan şekerini dengelemek için yapılan egzersiz, faydaları göz önüne alındığında tıpkı bir ilaç gibi görülebilir. Ancak unutulmamalı ki iyileşme amacıyla alınan ilaçlar dahi yanlış kullanıldığında vücut için zehir etkisi yaratabilir.
Bu konunun uzmanları, diyabet hastaları için en uygun fiziksel aktivite tiplerini, aşağıdaki şekilde sıralıyor:
- Önce yavaş sonra tempolu yürüyüş yapmak,
- Çok yavaş tempolu koşmak,
- Rahat ve yavaş tempolu bisiklete binmek,
- Rahat ve yavaş tempolu yüzmek,
- Rahat tempolu merdiven çıkmak ve inmek,
- Hafif ağırlıklı kilolarla kuvvet egzersizleri yapmak.

Kuvvet aktiviteleri için önerilen şunlardır;
Diyabet hastası kadınlar için ortalama 8-12 tekrarlı ağırlık egzersizleri öneriliyor. Erkekler için ise ortalama 10-15 tekrar olarak belirlenen egzersizler öneriliyor. Ağırlık egzersizlerinde yüksek ağırlıklar ve şiddetli egzersizler önerilmiyor. Diyabet hastaları ağırlık egzersizlerinde ağırlık miktarını düşük tutup tekrar sayısını artırabilir. Vücut ağırlığını kullanarak gayet sağlıklı ve kontrollü bir şekilde çalışabilirler. Önemli olan aktiviteyi dengeli ve düzenli yapmaktır.

Dayanıklılık aktiviteler için önerilerim şunlardır;
Genel olarak dayanıklılık çalışmalarında biz tempolu yürüyüş ve yavaş tempolu koşuyu öneriyoruz. Bu süre diyabet hastası kadınlar için ortalama dayanıklılık aktivite süresinin 15-50 dakika arasında olması gerekirken, erkekler için bu süre 20-60 dakika arasında olması gerekir. Diyabet hastalarında, Tip 1 diyabetlilere haftada en az 4-7 gün, Tip 2 diyabetlilere haftada 3-5 gün arasında egzersiz öneriliyor.

FİZİKSEL AKTİVİTE YAPARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Fiziksel aktivite sağlıklı bir hayat sürebilmek için yaşamın olmazsa olmazları arasındadır. Yapay gıdalar ve fast-food tüketiminin artması, sağlıksız ve yetersiz beslenme, hareketsizlik gibi nedenlerle daha fazla sağlık sorunu ile boğuşan modern toplum soluğu spor salonlarında, yürüyüş parkurlarında alıyor. Ancak fiziksel aktivite yapmanın da bazı kuralları vardır. Özellikle aktivite yapacak olanların diyabet gibi bir sorunu varsa!
Genellikle vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri eksik bırakmadan ve sağlıklı beslenme ile gerçek anlamda fayda sağlanabilecek sporu hayatınızın merkezine almadan önce spor öncesi ve sonrasında bazı kuralları unutmamanız gerekiyor. İşte şeker hastaları için bunlardan en önemlileri:
- Fiziksel aktivite yapmadan önce yemeğinizi mutlaka üç saat önce yemiş olun.
- Hasta iseniz ve insülin kullanıyorsanız doktorunuza insülin kan düzeyinin ne zamanlar en yüksek seviyeye ulaştığını sorun ve bu sırada fiziksel aktiviteden kaçının.
- Eğer insülin  enjeksiyonu  alıyorsanız, enjekte ettiğiniz vücut bölgenizi (kol, bacak, karın v.b)  fiziksel aktivite sırasında kullanmayın.
- Şayet kan şekeriniz 250 mg/dl üzerindeyse fiziksel aktiviteden kaçının.
- Kan şekeriniz 100 mg/dl altında çıktıysa doktorunuz tarafından önerilen karbonhidratlardan alın. 25-30 dakikalık fiziksel aktivite için 20-35 gr yeterli olur.
- Çalışma için gece geç saatlerde fiziksel aktivite yapmaktan kaçının. Egzersiz aynı zamanda kafein gibi uyarıcı bir etkiye sahip olduğundan uykunuzun kaçmasına da neden olur.
- Fiziksel aktivite düzenli yapmaya başladıktan sonra doktorunuza kullandığınız ilaçların dozu ile ilgili danışın.
- Fiziksel aktivite sırasında rahat ayakkabılar ve giysiler giyin.
- Kuvvete dönük ağırlık çalışması yapacaksanız ağırlık miktarını düşük tutup tekrar sayısını artırın.
- Bu çalışmada en önemli uyarı ağırlık kaldırırken nefesinizi tutmayın veya kendinizi sıkmayın. Sizi fazla zorlayan ağırlıklardan mutlaka kaçının.
- Fiziksel aktivite sonrasında kan şekerinizi ölçün ve değerleri sürekli takip edin. Kan şekerinizi takip etmeniz egzersizin vücudunuza etkilerini görmenizi sağlar.
- Fiziksel aktivite öncesinde ve sonrasında mutlaka sıvı alın.
- Fiziksel aktivite sıcak günlerde veya aşırı soğukta yapmaktan kaçının.
Eğer mümkünse tek başınıza fiziksel aktivite yapmayın. Fiziksel aktivite yapmak için spor salonu ve halka açık alan gibi kalabalık mekânları tercih edin.
- Fiziksel aktivite diyabet hastaları için vazgeçilmez bir tedavi biçimidir. Ancak egzersiz programınız doktorunuz tarafından takip edilirse, yapacağınız egzersiz ve yoğunluğu daha kolay belirlenir, böylece sağlığınızı da tehlikeye atmamış olursununuz.